29 Nisan 2010 Perşembe

DUVAR STİCKER İLE ÇOCUKLARA ÖZEL

Çocuklara özel...
Miniklerimizin odalarını daha sevimli hale getirmek artık bizim elimizde...
Duvar Sticker la birlikte yapmış olduğumuz çalışma sonucunda aşağıdaki üründen 2 kişiye vermeye karar verdik...



Yapmanız gerekenler çok basit
1- İzleyicim olmanız ve isterseniz kampanyamı duyurmanız
2- Facebook gurubumuza katılmanız ve dekoratif aynalar sitesinde beğendiğiniz herhangi bi ürün hakkında face gurubuna yorum yazmanız.

kampanyamız 09 mayıs 2010 tarihinde son erecektir.

herkeze bol şans

26 Nisan 2010 Pazartesi

33-34 AYLIK BEBEK GELİŞİMİ (KIZIMDA 33AYLIK OLDU)

Nasıl büyüyor ?
Üçüncü yaşgününe doğru hızla ilerleyen bebeğiniz, artık öteki insanların hal ve tavırlarına karşı da açık bir merak içinde. Örneğin Büyükannesinin niçin öfkeli olduğunu veya kardeşinin niçin üzgün olduğunu merak edebilir. Bu süreçte ona (“Büyükanne öfkeli çünkü arabası çalışmıyor” gibi.) açıklamalar yapabilirsiniz. Bu tür durumlar, bebeklerin duyguların normal olduğunu anlaması için yardımcı olurlar. Ve bunlar hakkında konuşmakta bir mahsur yoktur. Bu yüzden bebeğinizin de herhangi birşeyi yanlış yapmadığı konusunda onu temin edebilirsiniz. Bu süreçte, bebeğiniz kendi duygulanımları hakkında da birşeyler öğrenmektedir. Onun doğal görünümü, sözgelimi sakinliği, maceracılığı, tepkiselliği veya iletişime açıklığı, günden güne daha belirgin hale geliyor. Onu nazikçe, kişiliğinin farklı yüzlerini keşfedebilmek için yüreklendirebilirsiniz. Ama şunu bilmesini sağlayın; halet-i ruhiyesi ne olursa olsun, siz onu kabul ediyor ve seviyorsunuz. Bu anlamda örneğin, utangaç bir çocuğun ötekilerle tanışmasına yardımcı olabilirsiniz. Ama onu asla küçük düşürmeye çalışmayın.
Dünyaya karşı alacağı tavır hakkında genel bir saygı ve yaklaşımınızın olması, bebeğinizin kendini daha emniyetli veya kendine güvenli hissetmesine yol açacaktır. Kaldı ki bebekler, yaşları ilerledikçe sosyalleşmeye karşı daha ilgili olmaktadırlar. Bebeğiniz, artık oyun ortaklarını kendi arkadaşları olarak görmektedir. Ve küçük canayakınlık anları, paylaşıp almalar, dostluğun bir göstergesi haline gelmektedir. Birçok çocuk, özellikle de kendilerine uygun bir arkadaş bulamayanlar, kendilerine hayali oyun arkadaşları yaratırlar. Bu durum 2 ve 3 yaş arasında gözlemlenir. Bu tür durumlar, bebeğinizin gelişen bilinci ve değerler sistemi için faydalı ve sağlıklıdır; yine aynı durumlar, bebeğinizin başa çıkamadığı anlar için bir teselli ve sorumluluk kaynağı olarak alınabilirler. Ancak bir çok çocuk, hayali arkadaşlarına yönelik ilgilerini 6 yaşına geldiklerinde kaybeder.
Hayatınız nasıl değişiyor ?
Herkes, ikinci yaşın ne kadar korkunç olduğu konusunda sıkıntılar yaşıyor. Ancak yine de iki yaşındaki ufaklığın evde herkese yardımcı olmaya çalışması karşısında tüm yelkenler suya da inebiliyor. Onlar, Dünyanın kendi etraflarında dönmesini arzuluyor. Ve sizi sevip, sayıyor. Küçüğünüz artık sofrayı kurmada size yardımcı olmak istiyor. Çamaşırları o da toparlamaya çalışıyor. Oyuncaklarını kaldırmaya yelteniyor. Bu noktada da iyi huylu kimi davranışları eyleme dökmek için size gün doğuyor. Onu bu tür davranışlar sergilediği esnada yüreklendirmeyi, yüksek sesle beğeninizi ifade etmeyi ve öpücükler ile sarılmalara boğmayı unutmayın

23 Nisan 2010 Cuma

LCW TEŞEKKÜRLER

Kızım daha 3 yaşını bile doldurmamasına rağmen anne kız aynı giyinme hevesim vardı ve geçen tesadüfen lcw mağazasına girince bi baktımki annem ve ben ürünleri hazırlamışlar gerçekten çok güzeller tam bedenlerimizi bulamadım ama büyükte olsa aldım ve bugün kızımla beraber giydik..
Yolda herkezin gözleri bizde olunca utansakta yinede aynı olmak çok güzel büyüyüncede inşallah böyle oluruz kızımla...

İnşallah yeni modelleride çıkar...

23 NİSAN HEP NEŞEYLE DOLUYOR İNSAN



günün anlam ve önemini tekrar belirtmek istedik biraz karışık oldu ama artık idare edersiniz.....

22 Nisan 2010 Perşembe

KARGA ve KÖPEK



BİRAZ EKSİKLİKLER VAR
AMA SÖZ EN KISA ZAMANDA ONLARIDA EZBERLİYCEZ...

19 Nisan 2010 Pazartesi

İLK ÖDEVİMİZ


Kreşe başladığından beri eve hiç ödev verilmemişti..
Bugün bir ilk oldu ve eve ödevle gelindiii...
Hemen yapılmasımı gerekiyor. Hayırrrr...
Gezmeye giderken yanımızda götürülen ödev çantadan çıkarıldığı gibi tekrar çantaya konularak geri geldiii... 1 kaç boya kalemi darbesi dışında...
Eve gelince ödeve devamm...
Ödevimizde 3 sayısını öğrenmek
iyi hoş güzel öğrensinlerde istenilen şey çok enteresan geldi...
3 kere ayı sesi çıkaralım.....
3 kere el çırpalım....
3 rakamını boyayalım....
3 kere elimizi çırptık bunda bi sorun yok
3 rakamınıda boyadıkkkk buda kazasız belasız atlatıldı.
Gel gelelim ayı sesi bi türlü olmadı...
Ama bırakın çocuğu ben bile ayı nasıl ses çıkarır tam bilemedim.
Hadi maymun sesine aşinayız Nesrin ablamız sağolsun çok güzel taklidini çıkarır ve kızlarda ondan kaptı maymunda sorun yok ama bi türlü ayının sesini bulduramadık...
Yarın kreşte öğrenir nasılsa ne bileyim yarın hemen ayının nasıl ses çıkardığını öğrenicem....
Utandım kendimden vallahhh.

YOĞUN BİRGÜN HEPİMİZ İÇİN

Sabah kalkınca burnu akan aksırıp tıksıran 2 kişi evde olunca ne yapılır tabikiii direk dr gidilir...
Bu kişiler kimdir tabiki zeynep ve annesi...
Kaç günlerdir vücut kırgınlığımız olmasına rağmen dr gitmemek için direndik ama anlaşıldı biz bunun üstesinden tek başımıza kalkamıycaz...
Dr gitmeyelide uzun süre olmuştu çok özlemişlerdir bizi bi görünelim istedik :):)
Teşhis üst solunum enfeksiyonu ve gözlerimizde dr amcanın telaffuz ettiği ama bizim ailecek anlamadığımız bir tıp terimi oluşmuş adı artık neyse türkçe biz gözlerde çapaklanma diyoruz...
Zeynebi kreşe bıraktıktan sonra işin yolunu tutuyorum ve yorucu birgün...

Akşam babamız alıyor eve geliyoruz...


Yemek yiyoruz arkasından anne ile babanın tanışma yıl dönümü (zeynep hanım hafif fırlamalık yapıp 3 hafta erken evlilik yıldönümümüzde doğunca bizde artık tanışma günümüzü kutlar olduk sayesinde onun doğum günü şerefine evlilik yıldönümü kutlanmaz oldu )(19.04.1998 dile kolay 12 yıl bitti...)


Ama tabiki zeynep alınan pastaların hepsini doğum günü pastası yapıyor... Her seferinde onun doğumgünüsü oluyo bu seferkide öyle oldu...

(pastayı tabağa koymaya bile izin vermeden yemek istiyo....)



Yorgunluk yetmezmiş gibi arkasından Gürkan amcalara gezmeye gidiliyo...



Dr verdiği ilaçlar içiliyooo veeeeeee..

MUTLU SONNNNNN

BAYILIP GİDEN Bİ ZEYNEPPPPP



16 Nisan 2010 Cuma

OKUL ÖNCESİ KAMPANYA SONUCUMUZ

sevgi128
dilekaygun
umury
Bizim için güzel bi kampanya oldu
Firma yetkilisi Ahmet Bey'e çok teşekkür ederiz...
Normalde 1 Kişiye edeiye verilecekti sabah mailimi kontrol ettiğimde çok hoşuma giden bişey oldu ve Ahmet Bey 3 kişiye hediye vermeyi uygun bulmuş ve aramızdan 3 arkadaşımızı seçmiş. Maili aynan yayınlıyorum.
KAZANAN ARKADAŞLARIN İLETİŞİM BİLGİLERİNİ
nurselzeynep@gmail.com adresine ulaştırmalarını rica ediyorum.
KATILAN HERKEZE ÇOK TEŞEKKÜRLER
"MerhabalarKampanya için bir yerine üç kişiye armağan vermek istedim, kişisel olarak belirlediğim kriterlere göre aşağıda isim ve mesajları olan kişiler hediye almaya hak kazandılar. Sitede duyurusunu yapabilirsiniz
Saygılarımla
NotKişilerin İsim ve Posta adreslerini bana ulaştırılırsa sevinirim"

3 Nisan 2010 Cumartesi

OKUL ÖNCESİ MARKET KAMPANYAMIZ




Okul öncesi eğitimin ne kadar yararlı olduğunu bildiğimiz bu günlerde.

Kızımı yeni kreşe vermişken okul öncesi hediye kampanyası yapmamak olmaz dimi....








Çocuğun doğduğu günden temel eğitime başladığı güne kadar geçen ( 0-6 ) yaş arasındaki dönemi kapsayan ve çocukların daha sonraki yaşamlarında çok önemli bir yeri olan bedensel, psiko-motor,sosyal,duygusal,zihinsel ve dil gelişimlerinin büyük ölçüde tamamlandığı bu doğrultuda kişiliğinin şekillendiği, erkek çocukluk çağı diye adlandırılan gelişim ve eğitim sürecidir.Okul Öncesi eğitim genel tanımıyla ( 0 –72 ) aylık çocukların sosyal, bilişsel, fiziksel, cinsel, duygusal, bilişsel gelişimlerini destekleyen sistemli bir eğitim sürecidir. ( 0 – 3 ) yaş kreş, ( 4 – 5 ) yaş anaokulu 6 yaş anasınıfı olarak isimlendirilir ve programlandırılır.Tüm dünyada farklılık gösteren elliye yakın okul öncesi eğitim programı vardır ve bu programlarda temel amaç çocuğun gelişim alanlarının desteklenmesidir


ürünlerin dateylarını öğrenmek için üstlerine tıklamanız yeterli.
Bizde çocukların gelişime katkıda buluna bilmek için okul öncesi market ile ortaklaşa bi program hazırlamak istedik...
İnşallah herkeze faydamız dokunur...
Aşağıdaki hediye kitapları kazanmak istermisiniz.
Çekilişle 1 arkadaşımız aşağıdaki 4 hediye kitabın sahibi olacak .
Hadi arkadaşlar minik kuzularımızı sevindirelim..






Kampanya katılım koşulları
1- Okul öncesi market sitesine üye olup herhangi beğendiğiniz bir ürünü arkadaşınıza tavsiye etmek

2- Blogu olan arkadaşların isterlerse bloglarında kampanyamızdan bahsetmeleri

3- Bloguma üye olmanız

4- Son olarak üye olduğunuz isim soyisimle ve mail adresinizle birlikte yorum bırakmanız (bu bilgileri yazmayan arkadaşlar malesef çekilişe katılamayacaklardır)

Başlangıç:03.04.2010
Bitiş:17.04.2010

HEKEZE BOL ŞANS

NİSAN AYI YEMEK LİSTESİ




NİSAN AYI EĞİTİM PROGRAMI







KREŞ GÜNLÜĞÜMÜZ







OKUL ÖNCESİ ÇOCUKTA BENLİK SAYGISI VE EBEVEYNLERİN DİKKAT ETMESİ GEREKLİ NOKTALAR


Kızımda son günlerde bi benlik duygusudur aldı başını gidiyo durdura bilirsen durdur. Herşey onun, herşeyi o yapar bazen sıkıtı basıyo insana ama yapacak bişey yok oda bi sendrom gibi bişeymiş aşağıdaki yazıyı okuyunca bunu daha iyi anladım.

Allah biz ebeveyinler sabır versin ...



OKUL ÖNCESİ ÇOCUKTA BENLİK SAYGISI VE EBEVEYNLERİN DİKKAT ETMESİ GEREKLİ NOKTALAR

Benlik saygısı; çocuğun kendi değer, yetenek ve başarılarına bağlı olarak kendisi hakkında oluşturduğu doğal duygular sonucu ortaya çıkar.

Benlik saygısı; değerli olma, yeterli olma, yapabiliyor olma duygusudur. Çocuğun benlik imajı ilk olarak aile içinde gelişir. Çocuklar, ebeveynlerinin kendilerine ilişkin duygularından ve algılamalarından büyük ölçüde etkilenirler. Anne/ babanın sevip istediği, destekleyip ilgi gösterdiği çocuklar, olumlu benlik saygısı geliştirebilirler.

Sağlıklı ailelerde üyeler birbirine inanır ve güvenir, birbirlerinin bireysel farklılıklarına saygı duyar ve sevgi iletişimi içinde olurlar. Aile olmak; özellikle şu üç ihtiyacımızı karşılamada önemlidir: Güç, samimilik, anlamlılık.

*İnsanların başkalarıyla birlikte olmaya ihtiyaçları vardır. ( GÜÇ )

*Aynı zamanda kendilerini ifade etmeye ve “biricik” olmaya ihtiyaçları vardır.(SAMİMİLİK)
*Bütün bunların bir anlamı ve insan hayatının bir amacı olmalıdır.( ANLAMLILIK)


İLİŞKİLERİMİZE ANLAM KATABİLMEK İÇİN BU DÜNYADA DEĞİL MİYİZ ?

Çocukların anne babaları ile duygusal iletişimleri her zaman sağlıklı olamaz! Olumsuz, zor, çatışmaların yoğun olduğu anlar da yaşanır çocuk-ebeveyn ilişkisinde… Böyle anlarda emir vermek, tehdit etmek, yargılamak, suçlamak, ad takmak, alay etmek, kıyaslamak, vaaz vermek, v.b. yanlış yaklaşımlar çocuğu son derece örseler ve büsbütün yetişkinden uzaklaştırır! Çocuk kendi zihninde duygu, düşünce ve yeteneklerine ilişkin olumsuz şemalar kurar.


“Beceriksizim”, “Yapamıyorum” , “Aptalın tekiyim”, “Korkuyorum”, “Beni sevmiyorlar”, “ Değersizim” şeklindekitüm bu olumsuz şemalar ileride benlik saygısı düşük, güvensiz, sindirilmiş bir yetişkinin tohumlarını atacaktır.

Çocuklarda olumlu bir kendilik değeri oluşturmak istiyorsak, her şeyden önce çocuğumuzun içinde bulunduğu yaşın gelişim özelliklerini, o yaşa ait yetileri, yapabileceklerini ve yapamayacaklarını çok iyi bilmemiz gerekir. Bu konu ile ilgili şimdi okumakta olduğunuz dergi başta olmak üzere pek çok yayın; kitap, dergi, web sitesi mevcuttur.

Gelişim özelliklerini bilmek önemlidir, çünkü sadece çocuğu sevmek yeterli değildir, çocuğun kendi potansiyelini ifade edebilmesi için, onun ebeveyni tarafından akıllıca korunabilmesi ve yönlendirilebilmesi gerekir. Disiplin olmadan sevgi hiç bir işe yaramaz! Çağdaş anlamda disiplin; çocuğun kendisine ve çevresine zarar vermemesi için bazı davranışlara sınırlar getirmek, kurallar belirlemek ve uyulmasına yardımcı olmaktır. Sınırlamalar çocuğun yaşına uygun olmalı, yetileri ve iç disiplini geliştikçe kurallar esnetilmeli ve özgürlükleri arttırılmalıdır.

Ebeveyn-çocuk ilişkisinde ebeveynin tutarlı olması; aynı davranışlara aynı tepkileri vermesi tepkilerin “duygusal” değil, “durumsal” olması çocuğun da kurallara uymasını kolaylaştıracak ve küçük sorumluluklarını yerine getirebildiçe yemek, uyku, tuvalet eğitimi gibi temel alışkanlıkları kazandıkça kendisine ilişkinolumlu şemalar kurabilecek, kendine kendine güveni ve saygısı artacaktır. Tutarlı davranıldığında, çocuk, ailesine ve bulunduğu ortama güvenmeyi öğrenir.

Çocuklar güzel şeyler yaptıklarında, uygun davranışlar gösterdiklerinde anında takdir edilmeli, övgü ve onay almalıdırlar. Takdir ve teşvik çocuğu mutlu eder, motivasyonunu artırır.

“Oyuncaklarını topladığın için mutluyum.”, “ Saat 9.00 ve sen yatağındasın, bu çok iyi” “Yemeğini tabağında bırakmadan bitirmen çok hoşuma gitti.” şeklinde olumlu geri bildirimler, yanı sıra fiziksel temaslar; öpmek, kucaklamak, sarılmak, okşamak en güçlü duygusal iletiler ve cesaretlendiricilerdir. Diğer bir önemli nokta da; aile içi diyaloglarda “teşekkür ederim” ifadesini çocuğun lügatçesine, algı dünyasına yerleştirmek olmalıdır. Öncelikle çiftler birbirine nezaketle ricada bulunmalı ve sıkça teşekkür etmelidirler ki, çocuklarda da bu anlamlı güçlendirici ; yani “teşekkür”, “şükran”, “varlığından hoşnudum iyi ki varsın !” sirayet edebilsin, zihinlerine proseslensin.


“Bana şu gazeteyi uzatır mısın ?”,
“ Kapıyı açar mısın lütfen .”
“Kardeşinin biberonunu getirir misin?” ,
“ Çiçekleri sulamama yardım eder misin?”


şeklindeki isteklerimize çocuklar yorgun ya da hasta değillerse büyük ölçüde olumlu yanıtlar verirler. En küçük bir ricamız yerine geldiği her defasında onlara teşekkür etmeliyiz ki onlar da diğer akran yada büyükler ile bir araya geldiklerinde bu iki sihirli sözcüğü sıklıkla kullanabilsin, böylelikle sevgi ve saygı yüklü iletişimler kurabilsinler.

Değerli hissedilmek, kabul edilmek, sevilmek çocuğunuzun ileride okul başarısını, arkadaşlarına olan tutum ve davranışlarını olumlu yönde etkileyecek, kendisi ve çevresi ile barışık bir bireyin oluşumuna temel hazırlayacaktır.

Çocuğun girişim yeteneğini kazanabilmesi için, küçük cesaret verici adımları birlikte atmak önemlidir. Çocuğun o an için başaramadığı, beceremediği bir konuda, “Biraz beklememiz gerekli galiba… Şimdi şunlarla ilgilenelim” diyerek onu yapabileceklerine odaklandırmak gerekir. Ben de ağabeyim gibi kartondan maske yapmak istiyorum! diyen 4 yaş çocuğunun annesi de bilmelidir ki bu çocuk bir daireyi makasla sınırlarından kesemez, ancak düz hat boyunca kesme çalışması yapabilir. Öyleyse biz de maskenin parçalarını yapıştıralım, boyamasını yapalım şekindeki cevap ve teşvik çocuğun öz saygısını güçlendirici ve doğru bir yaklaşım olacaktır.

Benlik saygısını geliştirebilmek için çocuğu yapabileceklerine odaklandırmak kadar, potansiyelinin çok az olduğu konularda da farkındalığını artırmak, kendisini doğru tanıması hususunda yardımcı olmamız, doğru yaklaşımlar sergilememiz gerekmektedir.

Müzik kulağı olmayan bir 6 yaş çocuğuna provaları da izlediği halde “ Yuvanın yıl sonu gösterisi için bu şarkıyı senden daha iyi söyleyebilecek bir çocuk görmedim.” demek, çocuğu boş yere pohpohlamak ya da yuva öğretmenine birtakım hediyeler alarak ısrar etmek son derece yanlış yaklaşımlardır! Arkadaşlarından az miktarda alkış alan 6 yaş çocuğu her şeyin farkındadır. Bu durumda çocuk kendinden beklentilerin çok fazla olduğunu düşünür ve inanır. Beceremediği konularda kaygıya kapılır, övgüyü yapan kişiye; anneye inancı ve bağlılığı azalır. Doğru yaklaşım şöyle olabilir: Müzik kulağın çok iyi olmayabilir, herkesin farklı düzeylerde özel yetenekleri vardır. Sen hızlı düşünebilen, çok sayıda şeyi aklında tutabilen, güzel bilmeceler ve soran, arkadaşlarını neşelendirebilen bir çocuksun. Yıl sonu Gösterisini izleyen herkesin yanaklarında gülücükler uçuşacak, bunu şimdiden görüyor gibiyim.…” şeklindeki yaklaşım öz saygıyı güçlendirici yaklaşımdır.

Çocuğun sevdiği şeyleri onunla paylaşmak; onunla oynamak, parka gitmek, kek yapmak, sofra kurmak, maket uçak, kukla, maske yapmak, yap-boz, kumdan şatolar yapmak, köpeği gezdirmek, çiçekleri sulamak, müzik dinlemek, şarkı söylemek v.b. ona sevgi ile her gün, ancak kesintiye uğratmaksızın 30 dakika ayırmak, ailenin “biricik” değerli üyesi olduğunu hissettirmek, çocuğunuzun benlik saygısını güçlendirecektir. Aksi takdirde ilgi ile dinlenilmeyen, kendisine özel bir zaman ayrılmayan, destek, teşvik ve takdir görmeyen sadece biyolojik gereksinimleri karşılanan bir çocukta giderek benlik saygısı azalacak ve bu durumda da sosyal geri çekilme, depresyon, hatta suça zemin hazırlayacak yıkıcı davranışlar bile baş gösterebilecektir.

Aşağıda küçük çocuklar için gelişmeye yönelik övgü mesajları vardır. Okul öncesi dönemde benlik saygısını arttırmak için, aileler çocuklarına şu mesajları vermelidirler:

“Yaşadığın için çok mutluyum !”
“Sen buraya aitsin .”
“Seni seviyorum ve sana isteyerek bakıyorum.”
“Senin gereksinimlerin bizim için çok önemli.”
“Neye ihtiyacın olduğunu anlayabilir ve bunun için yardım isteyebilirsin.”
“Aynı anda hem güçlü olup hem de yardım isteyebilirsin.”
“Davranışlarının sonuçlarını bulabilirsin.”
“Neyin hayal, neyin gerçek olduğunu bulabilirsin.”
“Hissettiğin her şeyi kabul ediyorum.”
“Dilediğin hızda büyüyebilir ve gelişebilirsin.”
“Seni olduğun gibi, koşulsuz seviyorum…”

Olumlu benlik saygısı; ruh sağlığını, okul başarısını, sorumluluk alabilmeyi, strese dayanıklılığı olumlu etkiler. Tek yapmanız gerekli şey;

ONLARA SEVGİ İLE ZAMAN AYIRMAK, HAYATI ANLAMLI KILMAK...
SEVGİYLE KALIN…


KAYNAKÇA




 

CANIM KIZIM © 2008. Design By: NetFikir.net